Aşıklar Şehri: Venedik

AŞIKLAR ŞEHRİ: VENEDİK

Venedik’e gitmek zaten heyecan kısmımın tamamıydı. Bir de Venedik’te olmak, sokaklarında geziyor olmak, nasıl bir mutluluk yükleyecekti ruhuma diye diye, bir yandan da bulutları ite ite kaptanın iniş anonsu ile kendime geldim.

İşte beklenen o an!

“Venedik Marco Polo Havaalanına iniyoruz.”

Büyük bir heyecanla kemerimi taktım, kapalı olan penceremi açtım ve hemen aşağıya baktım. Suya batmış küçücük yüzlerce kara parçası gördüm… Gözlerim parladı.

Gökyüzünden yeryüzüne doğru yaklaştıkça, Venedik daha da büyüdü, netleşti. Tıpkı heyecanım gibi.

Ahhhh sonunda ayak basmıştım. Yüzüme çarpan sıcacık yaz havası ile, nefis bir Hoşgeldin dedi Venedik sanki bana. “Hoşbulduk Aşıklar şehri, hayatım boyunca hep bu anı beklemiştim biliyor musun?!” deyiverdim bende içimden.

El valizimi çeke çeke pasaport kontrol noktasına ilerlemeye başladım. Kuyruk epey vardı. O sırada elime geçen tüm sosyal kanallardan Venedik’te olduğumu belli eden konumlar, yer bildirimleri, Venedik havaalanı resimleri attım. Kuyruk hafif hafif ilerlerken What’s app’tan gelen yanıtlar okundu/cevaplandı.

Facebook’ta Venedik havaalanı Check-in’imin altına gelmiş tüm yorumlara like yapıldı. Instagram, Twitter .. ay hepsine yetiştim 🙂

Ve başka ne kaldı derken, hopp sırada bana gelmiş oldu.

İtalyan polisine pasaportumu uzatırken -havalara girip – İtalyanca “Ciao” deyiverdim. O da nefis İtalyan aksanıyla “Ciao” diyerek karşılık verdi.

Hepi topu bir saniyelik turist- İtalyan polis iletişimimizde bitmişti.

Yine onların dilinde “Grazie (teşekkür)” ederek pasaportumu geri aldım.

Ve ta-ta-ta-tammmm simdi otelime doğru yola koyulabilirdim.

Ne demişti Newyork Times gazetesi: “Kuşkusuz bir insan tarafından yapılan en güzel şehir!”

Deniz motorunun içinde Venedik şehir merkezine doğru yol alırken bu sözü anımsadım. Keyifle etrafıma baktım. Manzara paha biçilemezdi. Ve inanılmaz romantizm hakimdi soluduğum havada. Üstelik daha sabahtı. Gecesi kimbilir nasıldı. Bir aşk kenti olduğu bariz belliydi. Rengi, dokusu, kokusu bambaşkaydı bu şehrin.

Biliyor muydunuz: Venedik tatilinde hamile kalmış Amerika’lı çiftler, yeni doğan kız bebeklerine sıklıkla Venice ismini koyuyormuş 🙂

Hafiften bir Venedik Tarihçesi:

Venedik’in 6. yüzyılda kurulduğu tahmin ediliyor.  Şehrin tanınması 1400’lü yıllarda Bizans döneminde İpek ve el işlemeciliği ürünlerin ticaretinin yapılmasıyla başlamış. Çok kısa sürede içinde de Venedik, Avrupa’nın en zengin kenti haline gelmiş.

Tam tamına 117 adası ve 400 köprüsü var!

Hiç otoyol ve yol yok…çünkü araba yok! Bir yerden bir yere gitmek için; deniz taksileri, deniz dolmuşları, vapurettolar, gondollar ve tekneler var! Yeni bir bina hiç yok. Hemen hemen herşey 11-18. yüzyıldan kalanlar. Bildiğiniz eskiyi kokluyorsunuz sokaklarında yoğun yoğun. Alışık şehir yaşantısından o kadar uzak ki! Doğrusu bu özelliğine hayran kaldım.

Venedik neden farklı :

Bu şehri diğer Avrupa şehirlerinden farklı kılan en önemli faktör kuşkusuz Venedik’in sular üzerine inşa edilmiş olmasıdır.  Günümüze gelene kadar çeşitli çökmeler yaşamış ve bunlarla ilgili yoğun önlemler alınmış. Ama kim bilir belki de birkaç asır sonra Venedik tamamen batık bir şehir olacak. O yüzden bu yüzyılda gitmek lazım!

Venedik’te Konaklama :

Dünyanın en çok ziyaret edilen şehirlerinden biri olduğu için, otelimi daha gitmeden 3 ay önce ayarlamıştım. Venedik’e gitmiş bir arkadaşımın da önerisiyle Markoni otelde (fotoğrafta görebilirsiniz) kaldım. Booking.com‘dan 10-13 mayıs tarihlerini rezerve etmiştim. Bu araya bir parantez açıp hava ve iklim bilgisi vermek istiyorum sizlere.

Hava: Venedik’e ne zaman gidilir?

Gidilebilecek en güzel mevsim Mayıs ayıdır Venedik için. Yazları havası kötü. Boğucu bir sıcak, nem ve kötü kokular. Kışları da epey soğuk. Hatta kanal taşmalarından dolayı sel baskınları oluyormuş.

Venedik’te Ulaşım : 

Kanallar arası çalışan deniz dolmuşları (vapurettolar) var. Bir Venedikli bilet alıp binmez bu dolmuşlara kontrol olmadığı için. Ama turist olarak almak lazım. Şansınıza o gün bilet kontrolcüye denk gelebilirsiniz.

Yürümeyi seviyorsanız eğer, bolca yürüyün derim. Harika sokaklar keşfedeceksiniz.

Otel : Venedik’te nerede kalınır?

Kaldığım otel, Hotel Marconi gerçekten Venedik’in kalbindeydi. Kalınabilecek en güzel yerde ve en önemli noktada Venedik’in simgelerinden Rialto Köprüsünün dibindeydi.

Venedik stilinde oda dekorasyonu, açık büfe kahvaltısı, odaları, temiz banyosu ve tüm personeli çok iyiydi.

Venedik’te Mutlaka Görülmesi Gereken Yerler : 

1- San Marco Meydanı : 

Venedik’in en ünlü en turistik meydanıdır. Dünyanın en güzel meydanlarından biri olarak da nam salmıştır. Bu meydanda görülmesi gereken çok görkemli yapılar da vardır.

2- San Marco Bazilikasi

Venedik’in en ünlü yapılarından biridir. 9. yüzyılda yapılmıştır. İstanbul Ayasofya kilisesinden (günümüzde müze) örnek alınarak yapıldığı da söylenir.

Zengin ve gösterişli süslemeleri ile ünlüdür. Beş giriş kapısı vardır. Orta giriş kapısının hemen üstünde, İstanbul’dan getirtilen dört tane bronz at heykeli yerleştirilmiştir. Hava şartlarından zarar görmesin diye orijinal atlar içeriye alınmıştır. Dışarda gördükleriniz gerçekleri değildir.

3- San Marco Çan Kulesi 

10.yy’da yapılmış, 99 m. yüksekliğinde bir kuledir. Meydanın en önemli yapılarından biridir. Dilerseniz asansör kuyruğuna girip kuleye çıkabilirsiniz. Ve yukarıya çıktığınızda 360 derece manzara ile tüm Venedik’i büyük bir keyifle fotoğraflayabilirsiniz.

4- Grand Canal (Büyük Kanal) 

Tüm şehri S şeklinde saran bu kanal aynı zamanda Venedik’te su trafiğini sağlayan en önemli ana hattır. Gondol turları da bu kanaldan başlar yoğunlukla. Unutmayın; Venedik demek Büyük kanal demektir. Tıpkı İstanbul deyince akla gelen İstanbul Boğaz’ı gibi.

Venedik’te Dikkat Edilmesi Gerekenler – Uyarı: 

Gondolcularla mutlaka pazarlık edin. En hesaplı tur, gondolu başka bir çiftle paylaşmaktır. Bir de tüyo vereyim hemen. Grand Canal’dan binmeyin gondola. Daha içerlerde bekleyen gondolcular var… onlarla pazarlık yapın. İkinci bir tüyo daha vereyim; anlaştığınız gondolcudan tur esnasında şarkı da isteyin. Sesleri harbiden çok güzel ve çok romantik.

5- Ponte Rialto (Rialto Köprüsü) 

Grand Canal üzerindeki en eski, en önemli ve en çok ziyaret edilen köprüdür. Ve kaldığım otelin de bir kaç adım ötesidir 🙂

6-Burano Adası:

Burano adası minicik çok cici bir ada. Renkli evleri ve dantel sanatıyla ünlüdür. Bayılmıştım buraya.

7- Lido plajı 

Zamanınız varsa gidin… yoksa gitmeye değmez aslında. Tarihi bir şey yok. Bildiğiniz deniz ve kumsal. Etkileyici gelmedi bana.

Venedik’te Ne yenir Ne içilir:

Venedik deniz kenti olduğu için, mutfağında deniz ürünleri oldukça kullanılıyor. Deniz ürünlü spagetti mesela. Deniz ürünlü pizza, Deniz ürünlü risotto. Mürekkep balığının siyah sosuyla yapılmış siyah spagetti, sirkeli soğanlı sardalya, Venedik’te yenebilecek en popüler ana yemeklerdir.

İçecek olarak da:

Bellini ve Spritz dedikleri Aperol çok meşhur.

Bellini; Venedik dönüşünü takip eden aylarda haftasonu içeceğim olmuştu. Büyük Migros’lara da geldi sonradan. 34liraya alıyordum şişesini. Ne zamandır almadım. Halâ satışı var mıdır, fiyatı nedir hiç bir fikrim yok şu an.

Venedik’te beni lezzetiyle çok etkileyen bir yerden bahsetmek istiyorum: All’ Arco. 

Ufacık bir dükkan. Çalışma saatleri var. Dilim sandöviç yapıyorlar. Bir Venedikli gibi ayaküstü harika şaraplar içip, dilim kanapelerden tadabilirsiniz. Ben kendimi bütün dükkanı yememek için zor tutmuştum açıkcası.

All’ Arco ; San Polo, 1451, 30125 Venezia, Italy

San Marco Meydanı’nda bulunan 300 yıllık Caffe Florian’a da mutlaka gidin. Saat 5-6 çayına. Çayınızı yudumlayıp kekinizden bir dilim alırken, meydanda çalan klasik müzik de kulağınızı keyifle okşayacaktır.

Rialto köprüsünün iki kıyısında garsonların çoğu Arnavut olan deniz ürünlerine hakim lokantalar var. Özellikle otelimizin önündeki lokanta makarnalarında çok başarılıydı.

Benim Venedik hikayem böyle işte 🙂

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere…

Şimdilik Hoşçakalın!

Zu – Bellini

Bumerang - Yazarkafe
Bumerang - Yazarkafe

2 Comments

  1. Nevin Dokuzlar Kasım 12, 2017
    • Zu Kasım 13, 2017

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: