Copyright :Anadolu Ajansı

Hoşçakal Ara Güler

Bu akşam Botter Evi’yle ilgili çalışmamı bitirmeye çalışırken aldım haberini. “Ara Güler hayata veda etmişti.”

O an içimden bir İstanbul koptu desem yeridir.

Masamın üstünde Beyoğlu kitapları, bir sürü kağıt, kalem, döküman, fotoğraf… Hepsine baktım bir an. Yaşanmış bitmiş her şeydi bunlar… ama içinde halâ yaşayan öyle biri vardı ki: “İstanbul’un en sevdiğim semti Beyoğlu’dur.” diyen Ara Güler. 

Yaşıyordu ben masamda Beyoğlu’nu çalışırken. Az sonra kötü haber telefonumda beliriverirken meğer Ara Güler toparlanıp gitmişti… çok sevdiği Beyoğlu’ndan, İstanbul’dan, Türkiye’den, bizden, dünyadan.

Şimdi size onu daha yakından tanıtmak isterim. Gözlerimi sile sile burnumu çeke çeke. 

1928 yılında doğmuştu Ara Güler. “Doğduğunda Cumhuriyet 5 yaşındaydı.” 

Zengin çocuğuydu. Ailesinin her türlü imkanı vardı. Küçükken sinemaya meraklıydı. Babası ona bir sinema makinesi almıştı. Profesyonel makinelerin bir küçüğüydü bu. O zamanlar bu makinadan kimsede yoktu.

Hayallerinde film yönetmeni olmak varken, fotoğraf daha çok ilgisini çekmeye başladı. İstanbul’a vizörden bakmak ve bu delikten İstanbul’u seyretmek çok hoşuna gidiyordu.

1950’lerde İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde okurken gazeteciliğe başladı: Foto muhabiri oldu. 1954’de Hayat Dergisi’nde fotoğraf bölüm şefiydi artık.

1962’de ilk ödülünü aldı: Almanya’da çok az fotoğrafçıya verilen Master of Leica ünvanını kazandı.

1970’de Almanya’da Türkiye (Türkei) adında fotoğraf albümü yayımlandı.

Çektiği fotoğraflar Amerika’da Time-Life, Newsweek gibi dergilerde çıkmaya başladı.

Time muhabiri oldu.

1979’da foto muhabirliği dalında birincilik ödülünü aldı.

Yıllar sonra Cüneyt Özdemir’e verdiği röportajda, “ben muhabirim, fotoğrafçı değilim. En doğru tarihi bizden alırsınız, bir makinadan değil, makina düşünmez.” demişti.

Dört savaşa gitti.

56 kitap yayımladı.

Yaşamın aksiyonun fotoğraflarını çekti.

Dünyanın en başarılı 7. fotoğrafçısı oldu.

“Ben bir çobanın fotoğrafını çekeceksem, onunla oturmalıyım, birlikte yemek yemeliyim, gece çadırında kalmalıyım… Onu tanımalıyım, fotoğrafını ancak ondan sonra çekebilirim.” sözü ile de benim rol modelim olmuştur.

Yeni nesilden beğendiğiniz bir fotoğrafçı var mı sorusuna, hiç yok demişti bir gün.

“Fotoğraf çekmek yaşamaktır, o mahalleyi, o çocuğu, o adamı, o kadını yaşamaktır. Ne yazık ki şimdiki nesilde bunu yapan yok” diyerek sitemlerini dile getirmişti peşinden.

Pablo Picasso, Salvador Dali, İsmet İnönü, Gandi, Churchill, Alfred Hitchcock gibi ünlü kişilerin fotoğraflarını çekti.

“Manzara fotoğrafı çekmem. Ben fotoğraflarımda insanları işlerim.

Neden? Çünkü bir şehir insanlarıyla yaşar. İnsansız şehir olur mu, olmaz. Istıraplar çekilmiş, aşklar yaşanmış, insanlar birbirini vurmuş, kanlar akmış, intiharlar olmuş…”

Beni Türkiye’nin fotoğrafçısı olarak tanırlar ama ben dünyanın fotoğrafçısıyım.

Ben İstanbul’a karşı olan görevimi yaptım. İstanbul’la ilgili 56 tane kitabım var. Sayısız haberler yaptım, fotoğraflar çektim. İstanbul’u yazdım, İstanbul’u görüntüledim. İstanbul’un nesi var nesi yok o kitaplarda. Şimdi birileri bir şeyler yapıyor. Onların çektiği fotoğraflar çöp. Hiçbir anlamı yok. 

***

Ara Güler’in İstanbul’la ilgili söylediklerinden Beyoğlu çalışmama da eklemiştim geçen gün. Şimdi sizi o satırlarla başbaşa bırakıyorum.

Dünyada İstanbul’u başka hiçbir kentle karşılaştıramazsın. İstanbul’u New York’la karşılaştırıyorlar. Burası New York’tan çok daha önemli bir kenttir. Ne var New York’ta, tarih mi var ? 200 senelik bir şehir orası. Oysa İstanbul’dan nice uygarlıklar gelmiş geçmiştir. New York’la İstanbul’u kıyaslamam bile, 200 senelik şehir olmaz. Olsa olsa gazino olur.

İnsan doğduğu yerde ölür. Vatanımız burasıdır. Vatan, sokakta yürüdüğün zaman yanından geçen kıza verdiğin selamdır. Vatan sadece bayrak demek değildir. Vatan yürektir, kalptir. Doğduğun kente hatırların vardır. O seni tanır sen onu tanırsın.

Ben Türk oğlu Türk’üm. Aklıma ne Ermeni gelir, ne de başka bir şey.

***

Ahhhh

Hoşçakal Ara Güler…

Benim için İstanbul Orhan Veli’nin şiirleri eşliğinde Ara Güler’in vizöründen siyah beyaz İstanbul’u görmekti.

Türk edebiyatında sevdiğim şairlerin, yazarların fotoğraflarına bakarken, o fotoğrafların etiketinde Ara Güler’i görmekti

Ahhh Ara Güler…

İstanbul yorgun, İstanbul üzgün.

Anladın mı? Filan Falan!

Ve seni, çok özleyecek bu kent.

 

Zuhal Floria x

İstanbul 18 Ekim 2018 

02:30

Foto: Copyright : Anadolu Ajansı

Bumerang - Yazarkafe
Bumerang - Yazarkafe

2 Comments

  1. Alp DOĞRU Ekim 18, 2018
    • Zuhal Floria Ekim 18, 2018

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: