Çanakkale 2018

Çanakkale hakkında söylenecek çok şey var elbet… Turgut Özakman ‘ın Çanakkale 1915, *Çılgın Türkler kitap serileri en güzel örnektir bu söyleneceklere.

Ulusunu burjuvasından köylüsüne, İstanbul Erkek Lisesi orta sınıf öğrencilerinden, kadınlarına kadar, her kademeden, her yaştan,

böylesine seferber edebilen dünyada kaç lider var? Hiç.

Çanakkale cephesinde 34 yaşında henüz Yüzbaşı rütbesinde olan Atatürk; aklıyla, hayalleriyle Türk milletinin alın yazısını değiştirdi.

Sonunda ortaya paha biçilmez bir tablo çıkardı: “Türkiye Cumhuriyeti

••••

Japonların hayran olduğum bir “Şoklama Sistemi” var.

Japon okullarında ne yapıyorlar biliyor musunuz? Öğrencileri otobüslere bindirip ülkelerindeki atom bombasının düştüğü yerlerden birine götürüyorlar;

Güçlü olmazsak, başımıza yine bunlar gelir” eğitimi için.

Sonra teknoloji harikası fabrikalara götürüyorlar… “çok çalışırsak dünya ile yarışabiliriz” eğitimi için.

Ve şoklamanın üçüncü ayağı,

Ç A N A K K A L E’ye götürüyorlar.

Çanakkale Boğazı, Gelibolu’yu, savaş alanlarını gezdirip, “Vatan böyle korunur” eğitimi için.

••••

Memleketimizin geldiği son noktaya bakarsak; artık İstiklal Marşı ‘mıza kadar gelinen bir işgal var.

Toplum olarak, zihniyet olarak, Japonların yaptığı gibi bir “şoklama sistemi”ne geçmeliyiz.

Bizi biz yapan o kaybolmuş değerlerimizi, o kutsal Çanakkale bilincini geri getiremezsek elimizden kimbilir daha ne çok şey kayacak.

Çanakkale’de alay alay yatan atalarımızın son torunları olarak, bu şoklama bizim görevimiz aslında. Bunu başımızdakiler yapmaz. Onlar okullarımızı İmam Hatip’lere dönüştürmekle, açtıkları binlerce Kuran kursuna nasıl öğrenci temin edilimi ile meşgul (Onların çocuklarıysa Amerikan okullarında)

Bu toprakları kurtarmanın ne kadar zor olduğunun bilinciyle günde iki üç saat uykuyla sürekli çalışan canım Atamız, bu toprakları korumanın bundan kat be kat daha zor olacağını bize söylevleriyle iletmişti.

Biliyoruz.

Bilmediğimiz; karşımızdaki İngiltere başkanı Churchill’in torunu değil, bir yerli. Bu topraklardan, ama zihniyet onlardan.

Haldun Taner’in eşi Demet Taner bir kitap çıkardı.

Haldun Taner’in yaşamını, anılarıyla anlatıyor. O dönemler, iletişim kanalları tek bir tane… Birbirleriyle mektuplaşıyorlar. Haldun Taner bir mektubunda çok güzel bir şey demiş nişanlısı Demet’e…

Sana canım demek geliyor hep kalemimin ucuna… ama can eğreti bir şey… ben senin çok kalıcı olmanı istiyorum.”

Bu satırları okuyunca düşündüm; Acaba canım yerine ne kullandı sonra?

Haldun Taner haklı. “Can” eğreti bir şey… bugün var yarın yok. Canım Atam derken bundan sonra aklıma hep bu eğretilik gelecek.

Atatürk ve Çanakkale’de yatan şehitlerimiz bizim ruhumuz aslında.

Can çıkar ruh çıkmaz…️

Ruhum Atatürk, Ruhum Çanakkale…

Çanakkale zaferimizin 103.yılı kutlu olsun!

 

Zu x

instagram @banabiyersoyle

Bumerang - Yazarkafe
Bumerang - Yazarkafe

2 Comments

  1. Volking Mart 19, 2018
  2. Wanderlust Zu Mart 19, 2018

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: