Salılar Deniz Seki ile Sallanır

Bir Deniz Seki Gecesi

People, Taksim’de Intercontinental Otel’in hemen yanıbaşında bir gece klübü. Çok kısa zamanda İstanbul’un en gözde mekanlarından biri oldu çıktı. İsmi gibi, insanları çekiyor içine.

Salıları Deniz Seki sahne alıyor.

Salı geceleri dışarıya çıkmak için iyi bir neden oldu bu; İstanbul’un cemiyet hayatına yeni bir soluk getirdi People.

 

Rezervasyon:

Telefon: (0212) 230 00 73

Deniz Seki gecelerine yer bulmak zor. Rezervasyonlar bir ay öncesinden dolmaya başlıyor.

21 Şubat gecesine gitmek için yirmi gün öncesinden rezervasyon yaptırdım ben.

Rezervasyonlarda iki seçenek var;

Yemekli isterseniz fiyatı 350 lira.

Barda takılmak isterseniz giriş fiyatı 100 lira, artı içtiğiniz içecekler. Bir soda 30 lira gibi.

Bar seçeneği ile gittim ben.

 

People :

Arabamı AKM’nin parkına bırakıp People’a yürüdüm. Saat 22:30’da oradaydım. Kapıda çok zarif bir Hoşgeldiniz karşılaması oldu. Hoş bir kız görevli ile yanında bebek yüzlü bir erkek görevli, rezervasyon bilgimi kontrol ettiler. İkramlarda vardı; badem şekeri, fındık, ceviz… almadım ama. Paltomu verdim. Başka bir görevli arkadaşla içeriye girdim, bardaki yerim gösterildi, teşekkür ettim, görevli gitti.

İki arkadaşım daha gelecekti. Onların gelmesini beklerken barmenlerden biri ile sohbete koyuldum. Bu arada tüm personel aşırı eğitimli, tertemiz ve şıklardı. Son derece zarif çizgileri vardı. Açıkçası yurtdışında iyi klüplerde gördüğüm işini bilen ve önemseyen tiplerden hiçbir farkları yoktu. İşletme sahibinin işinde ne kadar iyi olduğunu düşündüm bu zarif personeli gözlerken. Bir süre sonra gelen arkadaşlarımdan biri işletmenin sahibini de tanıyormuş meğer. Bende tanışmış oldum o gece. People başarılı bir insanın elinde şahane bir mekandı aşikar.

Şehre böyle bir mekan kazandırıldığı için ayrıca ne mutlu oldum.

İstanbul’umuzu çok seviyorum. Nüfusu hızla artarken sağlıksız büyüyor. Altyapı sorunu, trafiği, betonlaşması, havası suyu derken her şeyi kötüye gidiyor. İstanbul halkının otoyollara ihtiyacı yok. Yol çok zaten, araba da çok, otopark sorun ama.

Bir sürü beton bina yapılıyor. Başını sokacak bir çatı olsun zihniyetiyle büyüyen bir şehirde sosyal ve kültürel hayatla ilgili hiçbir yatırım yok.

Bundan ötürü kaliteli mekanlara açlık çekiyorum bu şehirde, yalan değil.

People bu açlığımın önüne geçmiş oldu bir nevi. Bir mekanın uygarlığını tuvaletinden anlarsınız aslında. People’ın tuvaletine Kraliçe Elizabeth’i çağırsam bir çay partisi versem utanmam. Sanat ve Kültür hayatına mekan sunmak uygar bir kafadan geçer. People’ı yaratan kafalar uygar ve şehri seviyor besbelli.

 

Tüm bu gözlemleri yaparken, hemen yanımda Cüneyt Özdemir varmış meğer. Bar kalabalıklaşınca “biraz yana kayarmısınız” diye yanımdaki beye rica edince o bey’in 

Cüneyt Özdemir olduğumu farkettim. İsmi de aklımdan uçtu bir an. Çok ayıp oldu, ismiyle hitab edemedim.

Gülüştük epey… sonra uzun bir sohbet ettik. Londra’da yaşamıştı, ondan konuştuk… biraz Amerika’dan, sağdan soldan. Yanında Kanal D Haber’den Orkun Ün vardı, onunla tanıştırdı.

Orkun’la sohbet ederken diğer arkadaşım da gelmiş oldu.

 

 

Saat 23:30 Deniz Seki sahnede

 

Bayılıyorum Deniz Seki’ye.

Yıllar önce Yakomoz şarkısıyla sevmeye başlamıştım. Deniz, şarkılar söyledikçe sevgim okyanus oldu ona. Her şarkısına bayıldım. Neler yaşıyor da yazıyor besteliyor o sözleri… yeteneğine, hislerine hep vuruldum. Büyük bir talihsizlik yaşadı, içeride kaldı, ona mektup bile yolladım. Özgür kaldığında, Harbiye Açıkhava’da ilk konserine gidip Hoşgeldin dedim. Öyle böyle değil çok seviyorum Deniz’i.

Ve şimdi People’da onun performansını izliyordum.

  • Sahneye “İyisin Tabii” ile çıktı.
  • Sonra en sevdiğim Levent Yüksel şarkılarından “Ya Sonra”…
  • Ahmet Kaya’dan müthiş bir şarkı söyledi. Beni en çok da bu şarkı etkiledi. “Siz benim neler çektiğimi nereden bileceksiniz”….

Öyle yaşayarak ve yaşatarak söyledi ki bu şarkıyı… tüylerim diken diken oldu, gözüme yaş, yüreğime taş oturdu.

Ahhhhh dedim, hep o en sevdiklerimiz kıymaz mı bize!

  • Sahneye Linet’i davet edip, Halil Sezai ‘den bir “İsyannnnnn” çektiler… yer gök inledi, çıt çıkmadı.

  • Selda Bağcan’dan, “Yiğit geçinenler namert çıktılar, Sonra ettiğine pişman çıktılar, Eski dostlar bize düşman çıktılar, Gözlerimde yaştan gayrı nem kaldı nem kaldı nem kaldı
  • Ve Neşet Ertaş’tan “Ah yalan dünya” deyiverdi. Tüm mekan hep birlikte öyle bir “Ah yalan dünya” dedik ki… Bayıldım bayıldım…başka bir boyuta geçtim.

 

  • Sonra sahneye Oktay Kaynarca’yı davet etti, Emel Müftüoğlu’nu. Nefis bir düet yaptılar birlikte.

Gece biterken, Nazım Hikmet’in bir sözü aklıma düştü:

“Yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak, Unutma; aynı gökyüzü altında, bir direniştir yaşamak.”

Deniz Seki, iki saat süren sahnesine veda ederken ona bakıp bir kez daha anladım;

Ruhun şarkı söylüyorsa, hayat seni mutlaka dansa kaldırır.

Sahneler artık Deniz’in💙

İyi geceler People

Zu
instagram @banabiyersoyle
Bumerang - Yazarkafe
Bumerang - Yazarkafe

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: